BİR KUCAK SORU

BİR KUCAK SORU

Nedensiz hüzünler nasıl izah edilir?
Yoksa adlandırıldığı gibi nedensiz değil midir?
Ya da birden fazla nedeni mi vardır?
Eğer nedensiz ise bu bizim nasıl bir ruh haline sahip olduğumuzu ifade eden bir durum mudur?
Yok eğer nedeni varsa bunu bulmakta mı zorlanıyoruz?
Veya buluyoruz o nedeni, ama bunu kendimize anlatamıyor muyuz?
Anlatıyoruz ama, kendimiz, bu nedeni anlamamakta ısrar mı ediyor?
Nedeni bulunmuş olan hüznü kendimize anlatamıyorsak, bu anlatılması zor bir neden midir?
Yoksa anlaşılması zor bir neden midir?
Anlaşılması zor bir nedense eğer, bu kadar karmaşık olayları neden yaşar bir insan?
Yoksa insanın kendisi mi anlaşılmaz bir varlıktır?
İnsan kendini bile anlayamayacak kadar anlaşılmaz mıdır?
Veya çok iyi anlar kendini de, anlamamış görünmekte ısrar mı eder?
Yoksa bir kaçış mıdır, kendini anlamamış görünmek, gerçeklerden?
Ya da içindekileri çok iyi anlar ve anlatır da, görünmeyen gizli bir el seni sıkıca bastırır ve başka bir yöne mi çeker?
Bu gizli elin sana gıcığı mı vardır ki, hep seni engeller düşündüklerini yapmaktan?
Bu gizli el senden bu kadar mı nefret etmektedir ki, seni olmadığın bir kişiliğe sokmaya çalışır?
Neden seni bu sahte dünyaya inandırmaya çalışır?
Bu sahte dünyaya tam haddini bildirecekken nasıl becerir de seni ikna eder, bunu yapmaman gerektiğine?
Sen gerçekten ikna olmuş musundur buna, yoksa ikna olmuş gibi mi yaparsın?
Yoksa en başa döner de yine o hüzünlere bürünür, aynı soruları mı sormaya başlarsın?
Yani bir kısır döngü müdür yaşamak, yada eskilerin deyişiyle fasit bir daire mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.