ELEŞTİRİ YAPICI OLMAK ZORUNDA MI?

ELEŞTİRİ YAPICI OLMAK ZORUNDA MI?

Gelin isterseniz eleştiri kelimesini Türk Dil Kurumu nasıl tanımlamış, ona bakarak söze başlayalım. “Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit” olarak tanımlanıyor sözlükte eleştiri. Tanımda her ne kadar doğru ve yanlış yanlarına atıf yapılıyor olsa da eleştiri veya tenkit kelimeleri, insanoğlunun hafızasında hep olumsuz anlamı ile yer etmiş durumdadır.

Bu yüzden olsa gerek, eleştirilmek veya tenkit edilmek hep korkulası bir iş olmuştur. Bununla birlikte eleştirinin yapıcı olarak nitelendiğini de duyarsınız çoğu zaman. Dostane yaklaşımlar ile bir işin, kişinin veya eserin yanlışlarını ortaya koymak bu kapsamda değerlendirilir. Bu sayede yanlışlar düzeltilir, çekidüzen verilir.

Şimdi bu noktada bazı sorular benim zihnimde beliriyor ve cevap arayışına giriyorum hemen. Yapıcı eleştiri ile yapıcı olmayanı biri birinden nasıl ayrılacak? Bunu kim yapacak ve dayanağı ne olacak? Öyle ya, yaptığımız işin eksik yanları, hataları, kusurları birileri tarafından ortaya dökülüyor ve biz bunun yapıcı mı yıkıcı mı olduğu konusunda tereddüt yaşıyoruz. Bakmayın siz tereddüt dediğime, çoğu zaman eleştiriyi yapanın düşmanca bir yaklaşım içinde olduğuna kalıbımızı basarız aslında.

Evet, sorular ve cevapları üzerinden devam edelim. Bizi eleştirenin düşmanca bir tutum takındığını düşünmekten bizi alıkoyacak standart nerede var? Kim olduğuna bakacak olsak hemen akla o meşhur “dost bildiklerim” şarkısı gelebilir. Nasıl söylediğine dair bir fikir yürütsek, ne kadar insan o kadar üslup diye bu çözüm yolunu da kapatabiliriz kolaylıkla.

İşin sonunda genel olarak eleştiri veya tenkit olarak bilinen bu kavram, karşımızdakinin düşmanca bir tutum içerisinde olduğu kanaati ile zihnimize yer eder. Bu şekilde sığ bir düşünce kalıbı içerisinden bakılan hayat, eleştiriye kapatıldıkça kapatılır. Ne kadar geniş olduğunu düşünsek de maalesef daracık ufkumuzun içerisine giderek daha fazla hapsolan düşünce dünyamız, böylece dışarıdan yapılacak her türlü katkıyı reddeder.

Dostane veya değil, her türden eleştiri mevcut olana ilave edilen bir fikirdir aslında. Benim kusurumu ortaya dökmeye çalışıyor, beni küçük düşürmeyi hedefliyor, amacı bozgunculuk diye düşünülebilecek pek çok duruma dikkatlice bakılabilse, içerisinde nice fırsatlar barındırdığı görülebilir. Düşmanlık merkezli bakış açısı ile var olan enerji, herhangi bir getirisi olmayan kavgaya yönlendirilmekte, böylelikle belki de gerçek anlamda düşmanın ekmeğine yağ sürülmüş olmaktadır.

O halde yapılacak olan şey, eleştiriyi yapıcı veya yapıcı olmayan şeklinde sınıflandırmak yerine bunu fırsat bilip yararlanmak olabilir. Eleştiriye açık olan kişi ya da kurumlar bunu hatalarını düzeltmenin, yeni kazanımlar elde etmenin bir yolu olarak görür ve bundan fayda sağlayarak gelişir. Bin bilse de, bir bilendeki bilgiyi kendi portföyüne katabilen, takdir edilesi bir beceriye sahip demektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.