HÜZÜN GÜZELDİR

HÜZÜN GÜZELDİR

Seni hüzünlere ve kederlere sürükleyenler karabulutlardır. Karabulutlar, senin üzüntülerin ve acıların olarak yansır gökyüzüne. Ama bilirsin, karabulutlar sonsuza dek kalmaz. Bir an gelir, gözyaşlarından arınmış, hüzün ve mutluluk karışımı tuhaf bir rahatlık içerisinde katılır bir rüzgarın önüne ve ardına bakmadan, yaşattıklarını umursamaz bir edayla uzaklara yol alır. Bilirsin, artık uzaklarda da olsa yine birilerinin başı derttedir. Ama sana daha sevimli görünen ve biraz önceki o kapkaralığa benzemeyen apak bulutlar alır yerlerini. Ve artık bilirsin, hissedersin ardından sana ulaşmaya çalışan güneşin sıcaklığını. Artık çiçekler daha bir çiçek görünür gözlerine, kuş sesleri daha bir kuş sesidir kulaklarında neşe ile yankılanan.

Ve yine bilirsin ki, karabulutların ardından, hayattan tamamen hırsını aldığı belli olan, artık bu hayattan gitme zamanının geldiğini anlamış ihtiyar akça pakça bulutlar ve onun ardından pırıl pırıl bir gökyüzünden oluşan döngü hiçbir zaman bitmeyecek. Bu döngü sürekli tekrarlanacak ve bu döngü senin hayatın olacak. Ve sen bunu fark ettiğinde çaban, güneşli saatleri arttırmaya çalışmak olacak belki de. O zaman bulutların arasından yeryüzüne sızmaya çalışan minicik bir ışık demeti seni mutlu edecek ve umudun olacak. Güneşin habercisi sayacaksın onu. Ve güneşin habercisi olan o ışık demeti, yırtılan bulutların arasından daha gür bir şekilde vuracak yüzüne ve aydınlandığını, yaşama sevincinin arttığını hissedeceksin.

Bir de sarp kayalıklarında bin bir korku ve tehlikenin beklediği dağlara benzetirim ben hüzünleri. Sonsuz olarak düşündüğün rengarenk çiçeklerle dolu kırlarda koşarken, önüne çıkan küçük tepeler habercisidir hüzün dağlarının. Farkında olmadan kendini dağların arasında bulursun. Çok yorulursun dağların tehlikelerle dolu sarp vadilerinde çıkış yolu aramaktan. Ümitsizlik çöker üzerine, bitkinleştiğini hissedersin. Ama şundan hiç şüphen olmasın ki; o dağların arkasında uzanan masmavi denizler var mutluluk dolu. Yeter ki bunu hatırla, derin bir nefesle içine çek uzaklardan gelen yosun kokusunu. Ciğerlerine dolan bu nefes seni götürecek özlediğin, beklediğin mutluluk dolu masmavi denizlere. Sonra pupa yelken bir mutluluk bulacaksın, dönüp bakmak istemediğin dağlar ardında uzaklaştıkça.

Hıçkıra hıçkıra ağlayan karabulutların bile sımsıcak bir güneşin habercisi olduğunu bilmek, sarp dağların ötesinde masmavi denizlerin seni beklediğini hatırlamak hayata bağlar. Direnmeliyim dersin, için türlü umutlarla dolarak. Ya beklersin karabulutların dağılmasını, yada koşarsın yosun kokan masmavi denizlere, “yaşamak güzel şey” diyerek.

Yaşamak güzel şey diyebilmek için… İşte hüzün bunun için güzeldir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.