KADINLAR MI AKILLI ERKEKLER Mİ?

KADINLAR MI AKILLI ERKEKLER Mİ?

Gündelik yaşamın içinde kadın mı çok yorulur yoksa erkek mi? Bunu ölçmek, tartmak pek kolay olmasa da şikayet sözcüklerinin hep kadınlardan yükselmesi, kadınların çok daha fazla yoruldukları gibi bir sonuç doğuruyor.

Kadınlarla erkeklerin doğası gereği aynı yükü taşımaları beklenemez aslında ama feryat figan yorgunluk ifade eden cümleler kuran kadınlar da işin tadını kaçırıyor doğrusu.

Gelin bugün biraz erkeklerin penceresinden bakalım olaylara. Erkek nasıl olmalıdır sorusunun cevabını arayalım önce.

Bir defa erkek güçlü olmalıdır ve bu gücü nedeniyle asla yorulmamalıdır. Yoksa “ hımbıl herif ” e çıkar adı. Zinhar yorgunluk emareleri göstermemelidir. Biraz serseri biraz gözü kara olup kadını heyecanlandırmalı ama bu serserilik ve gözü karalık kadını hiçbir yerde utandırmamalıdır. Gözle görünen yanında hep bir efendilik bulunmalıdır.

Kadın çalışsın çalışmasın evini geçindirecek parası hep olmalıdır erkeğin. Zira para güçtür, parasız adam da güçsüz. Akşama kadar ve hatta bazen de akşam bile işiyle gücüyle boğuşmalı ama eve geldiğinde, mışıl mışıl bir uykudan güneşli bir sabaha uyanmış kadar zinde olmalıdır. Ne işini ne de işinin kaygılarını eve taşımamalıdır. Karısına bir işsiz kadar bol zaman ayırabilmeli ama asla işsiz olmamalıdır. İşin fazlası da işsizlik kadar tehlikelidir çünkü.

Ödenecek faturalar, tahsil edilecek alacaklar, işyerindeki dangalak patron ya da aptal eleman, evin, karşılandığında fark edilmeyen ama karşılanmayınca kıyameti koparacak ihtiyaçları, kapının dışında bırakılmalıdır eve girmeden.

Bunlar anlatılmamalı ama anlatılanlar can kulağıyla dinlenmelidir. Çocukların yaramazlıklarından yapılan ütüye, damlatan musluktan vitrindeki ayakkabıya anlatılan her şey büyük bir dikkatle dinlenmeli, çareler aranmalı ve hatta bulunmalıdır.

Kadının anlattıkları asla ve kat’ a küçümsenmemeli, hele “ aman canım sen buna yorgunluk mu diyorsun ” türünden laflar akıldan bile geçirilmemelidir. “ Benim akşama kadar canım çıkıyor, sen ne anlatıyorsun şimdi ” gibi bir düşüncenin kelimeleştirilip bununla cümleler kurulması, kavgada söylenmeyecek sözler sınıfına girer ki, erkek bunu söylemişse ya geçici bir bilinç kaybı yaşıyordur, kendinde değildir, ya da artık yeter diyecek noktaya gelmiştir.

Çünkü erkekler buna benzer cümleleri pek kurmazlar. Kadınlarla benzer tartışmalar içine girmemeyi tercih ederler. Bilirler ki, bu konuda kadınları ikna etmek mümkün değildir. Mağlubu belli bir tartışmayı başlatmaz erkekler.

Farklı yollar izlerler genellikle. Aksini ispat etmeye çalışmak gibi manasız, çok uzun sürecek ve sonucunda da yenilginin mutlak olduğu bir çaba yerine, onunla fikir birliği içinde olmak, konunun daha kısa sürmesini sağlar. Bir nevi “ ver kurtul” taktiğidir çoğu zaman erkeklerin yaptığı. Böylece erkekler açısından tatsız olan bu konu, daha kısa sürede kapanır.

Akşama kadar canı çıkan kadınlar, böyle birkaç tatlı söz ile taltif edildiğinde, bir lütufta daha bulunup onunla yatarlar ve ertesi sabaha kendi aralarında konuşurken adamlardan dert yanacak, sızlanacak bir konu daha ortaya çıkmış olur böylece. Onca yorgunluğun üstüne bir de akşam adamın “ gönlünü görmek ” zahmeti, “ dayanılmaz kadınım ben ” mesajları eşliğinde anlatılır kahve içmeye gelenlere.

Bütün bunların ardından kadınlar mı çok yoruluyor yoksa erkekler mi sorusundan çok, böyle bir düzen içinde “ kadınlar mı çok akıllı yoksa erkekler mi ” sorusu zihnimi çok meşgul ediyor. Bir bakışla erkekler mağdur gibi görünüyor, bir bakışla da erkekler daha zekice davranıp böyle bir sorunu yaşanabilir hale getiriyorlar diye düşünmek mümkün.

Sizler nasıl bakıyorsunuz merak ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.