KOŞULSUZ SEVMEK

KOŞULSUZ SEVMEK

Ne bekler insan hayattan? Uzun bir liste olabilir bu sorunun cevabı. Çok farklı beklentiler içinde yaşayanlar vardır. Kimi bol para ister, kimi uzun bir ömür, kimi sağlık kimi de mutluluk. Ve daha bir çok şey.

Sevmek ister insan ama sevdiğinden çok da sevilmek arzusunda olur. Belki de bu bencillik yüzündendir ki sevmek çoğu zaman bir alışverişe dönüşür. Sevildiği kadar sevmeye bakar. Sevilmiyorsa sevmemek için bir çok gerekçe hazırda tutulur.

Bırakın eşi dostu, arkadaşı, sevgiliyi, anne baba olmak bile yetmiyor çoğu zaman karşılıksız sevmeye. Hayırlı evlat ise sevilecek, değilse reddedilecek evlatlıktan. Bize yakışan çocuklar, büyüklerimize yakışan bizler. Oysa sevmek bundan ne kadar farklı.

“Seni seviyorum” sihirli bir sözcük. Çok kapının anahtarı. Ama öyle aşınıyor ki lüzumsuz kullanılmaktan, asıl anlatılanı ifade edemiyor bazen. “Hadi ya, sen de mi seviyorsun” kıvamına geliveriyor. Çünkü “artık sevmiyorum” ile yer değiştirmesi an meselesi.

Isınmak ister insan sevgiyle. Bütün bedeni başından parmak uçlarına kadar sevginin sıcaklığına bulansın ister. Asıl ısınsın istediği ruhunun soğuk duvarlarıdır. Bulduğunda gerçek sevgiyi, ruhunda çiçekler açar, bahar gelir kar yağmış dallarına. Sever, sadece sever, katıksızca sever. Isıtır sevmek.

Bir de sevilince, hazan mevsimi biter ruhun. Bahara koşar adım ilerler.

Çok sevince bir yağmur bastırır insanın üstüne. Islatmak değil de ısıtmaktır yağmurun yaptığı. Şaşırır kalır insan. Yağmalıdır yağmur, daha çok yağmalıdır. Daha çok ısıtmalıdır. İliklerine kadar ıslanmak yerine iliklerine kadar ısınır.

Yağmur berekettir ya hani, rahmettir. Ruhun mümbit ovalarına sihirli bir dokunuşla düşer her bir damla. Çiçekler açar, her bir tohumdan bereket fışkırır. Daha önce adımlanmamış köşelerine el ayak değer olur bu sonsuz düzlemin.

Her dokunuş başka bir filize, başka bir çiçeğe vesile olur. Adı bilinmez, şekli tarif edilmez açan çiçeklerin. Bir açandan bir daha açmaz, bir öncekinden daha güzeldir sonradan gelen.

Her sabah aydınlık bir güneşle gelir, her akşam da serin yaz akşamı gibidir sevginin dünyasında. Sıcak ekmeğin kokusu, bir bardak sıcak çayın keyfine karışır. Gürültü yoktur orada, duyduğun her ses duymak istenendir.

Ama bir şey karışmasın, biri birine bulanmasın. Koşulsuz, karşılıksız, sebepsiz bir sevmektir bu anlatılan. Yoksa yağmur, rahmet, bereket değil eziyet olur. Çiçekler de ya açmaz ya da açmadan solar, bir koşula, karşılığa bağlanmışsa sevmek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.