MAÇOLUĞA DAİR BİR BAŞKA BAKIŞ

MAÇOLUĞA DAİR BİR BAŞKA BAKIŞ

Bir blog ve ona dair bir yorum bu yazıyı yazmama, bu konuda birkaç kelam etmeme neden oldu. Polemik üretmek peşinde değilim ama bunu bir tartışma konusu olarak düşündüğümden tartışmaya katkı kabilinden yazmak istedim.

Her ne kadar kadın ve erkekte maçoluğu birlikte değerlendiren bir yazı olsa da bana bu yazıyı yazdıran, alışılageldiği gibi maçoluk daha çok eril bir ifade olarak kullanılıyor ve benim de yazacaklarım bu yönde.

Bu kavrama ilk itirazım maçolukla eşdeğer tutulan kabalık ve hatta deyim yerindeyse “kıroluk” noktasında oluyor. Eğer bir tavırdan söz ediyorsak ve hatta erkeğe özgü bir tavırdan söz ediyorsak maçoluğu anlatmak için, erkek bir parça maço olmalıdır zaten. Ama asla kaba ve “kıro” değil.

Eğri oturup doğru konuşmak diye bir deyim vardır dilimizde, gelin biz de öyle yapalım. Çoğu kadın için -özellikle her demiyorum- erkekten beklenti de budur zaten. Erkekten beklenir beraberliğe dair bir çok şey ve yokluğunda hep sorun olur. Erkek, kadın çalışsın ya da çalışmasın bir evin geçimini temin etmeli, ailesini koruyup kollamalı, her daim yanındaki kadın kendini güvende hissetmeli, her zaman hesabı o ödemeli, hasılı kelam güçlü olmalı.

Ve bunlara ilaveten, yanındaki kadını koruyup kollarken kıskanç olmalı, sahiplenmeli, önünde siper olabilmeli her durumda. Genel beklenti bu değil midir erkeklerden? Bütün bunlar da o çok eleştirilen maço tavırlarından değil midir erkeklerin?

Erkek dışarıda kafi miktarda güçlü kuvvetli ve dahi biraz yırtıcı olmak zorundadır, çok şanslı olup da hazır yiyici değilse. Çünkü iyi bir yaşamı sunabilmekle mükelleftir. Yine biraz öyle olmalıdır ki, yanındaki kadın her türlü durumda kendini güvende hissedebilsin.

Denilebilir ki, eleştirilen maço tavır kadına yönelik olan kısmıyla ilgili. Evet bütün bunları yapmaya çalışırken kadını da zaman zaman sınırlamaya, korumacı bir önlem olarak kimi engellemeler yapmaya çalışacaktır. Beraberlikte mutlak özgürlük zaten yoktur. Bu bir seçimdir. Beraberlik, kadın kadar erkek için de gerçek özgürlükle vedalaşmayı gerektirir.

Burada anlatmaya çalıştığım sınırlanan özgürlükler, ortak akıl ve ortak kabulle çok ilgili. Zaten biri birine taban tabana zıt iki karakterin sınırlamalarla da olsa bir arada uzun süre kalması çok da olası değil.

Yazımın girişinde sözünü ettiğim blogla ilgili yorumda “medeniyet ölçüleri içinde zaten böyle bir kavram yok” deniyor ve ABD’de bunun bir davranış bozukluğu olarak kabul edildiği ifade ediliyor.

Medeniyet kavramının ölçeğini ABD’de arama hezeyanı bir yana, yine aynı yorumdaki bir başka ifade son derece düşündürücü. Maçoluğu, “erkekte takım elbise içinde kravat gömleği giyip kravat takmamaya” benzetip bunu da eğitimsiz sınıfın bir davranış biçimi olarak vurgulamak tuhaf geldi bana.

Sanırım maço kavramında bir sorun var. Farklı maçoluklar tarif ediliyor farklı kişilerce. Kadına, onun aklına, fikrine, ruhuna, bedenine saygılı, müşfik; koruyup kollama, sahiplenme anlamında da hükmeden olmak zorundadır erkek. Kabalaşmadan, duruşuyla, ağırlığıyla ve gerçek bir beyefendilik içinde yapabilmelidir bunları.

Ve bence, kravatsız takım elbise giymesi de caizdir, halel getirmez onun konumuna. Adı maçoluk bile olsa.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.