MAVİ SEVDANIN SİYAH YÜZÜ ÖZLEM

MAVİ SEVDANIN SİYAH YÜZÜ ÖZLEM

Eylül yapraklarının sarı serinliği dolar içeri açık pencerelerden. Perdeler bir başka türlü hareketlenir rüzgar eşliğinde. Cıvıl cıvıl değil de ağır aksak, isteksiz savurur eteklerini. Hazan, hüznün de mevsimi olur, yapraklarla birlikte sararıp solar, özlemle kavrulan ruhlar. Özlem dolu hüzünlere mevsimler de teselli olmaz. Yaz günü güneşin üstüne, baharda pembe şeftali çiçeklerinin, kırmızı gelinciklerin üzerine kar yağar, üşüten bir özlem sarar her yanı.

“Teselliden nasibim yok hazan ağlar baharımda” diyen Akif, başka meseleden dem vurur şiirinde. Ama baharda hazan ağlıyorsa içinizdeki derinliklerde, biri birine karışmışsa dört mevsim, özlem sarmışsa bütün bedeni ve ruhu, kavuşmaktır artık derde deva olan.

Sevda, mavi atlastan bir yorgan, soğuk kış günlerinde ısınmak için altına girilen. Üşüyen ayakların altında ısıtıldığı, içine girince buz gibi olmuş bedenlerin ateşler içinde kaldığı, mavi atlastan bir yorgan.

Kavurucu yaz sıcağında, serin bir mavi deniz, sevda. Ruhları küle dönmekten kurtaran serinlikte bir mavi deniz. Yanmış yüzleri yalayan, ışıl ışıl, berrak, dalgalarıyla ferahlatan bir mavi deniz. Bolluk, bereket, genişlik dolu bir mavilik.
Baharda kuş palazlarının uçmayı öğrendiği, uçurtmaların rüzgara kanıp alıp başını gitmek istediği, yeryüzündeki tüm çiçeklerin kokusuyla harmanlanmış gökyüzü gibi bir mavilik, sevda. Uçabilmenin tek adresi, tek hedefi, mavi gökyüzü. Sevda da kanatsız uçmak değil mi? O sonsuz maviliğe kanat çırpmak değil mi?
Özlemek de işte bütün bu maviliklere çekilen siyah bir perde. Bu siyah perdeyi sıyırıp lime lime etmek gerek, maviliği görmek için. Kavuşmak gerek perdeyi kaldırmak için. işte o zaman mavi denize serilmiş, mavi gökyüzünün altındaki mavi atlastan yorganın içinde ısınmak mümkün.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.