SONBAHARA BAŞKA BİR BAKIŞ

SONBAHARA BAŞKA BİR BAKIŞ

Hep hüzün değildir sonbahar ve hazan mevsimi de olmaz her zaman. Kara bulutların hükümran olduğu bir mevsim, rüzgarın koluna girip gelen yağmurlardan ibaret aylar değildir sonbahar.

Sonbaharda denizlerin üzerinden sabahları güneş de doğar örneğin. Bambaşka bir kızıllıktır o. Denizin mavisine bulanır, onu renkten renge sokar. Sanmam, şikayetçi de değildir deniz bu halden. Hem şikayetçi olsa, oynaşır mı yüzeyindeki o ışıltılarla? Bir beşik gibi bir aşağı bir yukarı koşturur mu dalgalarının üzerinde onları? Günboyu yorulmaksızın bu dansı yapar mıydı sizce memnun olmasa?

Bakmayın yaprakların döküldüğüne bu mevsimde, kimisi uç verecek filizlere yer açmaktadır onların. Ve hatta çiçekler açacaktır o dallarda belki de. Aman ha, mevsimsiz demeyin bu açan çiçeklere sonra. Kimbilir, tam da mevsimidir belki çiçek açmanın.

Ayrıca illa da güneş mi gerekir canım, şöyle ince ince yağan bir yağmurda yürümek, ıslanmak ve yanıbaşınızdaki sıcaklığa sarılıvermek yeri gelir güneşten fazla ısıtmaz mı insanı. Susuzluktan kavrulurken hem dünya hem de gönlünüz, paha biçilir mi böyle ıslanmaya.

Bulutlar geçer gider de yeniden güneş çıkıverir hem sonra. İşte o zaman seyreyleyin siz cümbüşü. Islak kaldırımların, ağaçlardan, yapraklardan süzülen damlaların güzeliğine bırakın kendinizi. Saçak altlarına, otobüs duraklarına sığınmış insanların, dinen yağmur ve bulutların arasından başını uzatan güneşle birlikte yeniden canlanan koşuşturmalarına tanıklık edin biraz. Güneşin sıcaklığıyla buharlaşan yağmur sularına katılın, çıkın gökyüzüne.

Hem sizler değil miydiniz daha birkaç hafta önce sıcaklardan yakınan. Alın size tam da istediğiniz gibi bir sıcaklık. Ne üşürsünüz ne de üzerinizdekiler fazla gelir. Geçin oturun deniz kenarındaki bir bankın üzerine, alın elinize bir çıtır simit, güneşlenin, düşünün uzun uzun. Ne düşünürseniz düşünün de arada ne isteriz biz bu sonbahardan diye sormayı da ihmal etmeyin.

Mutluluğu düşünün mesela. Çok sevdiğiniz birinin mutluluğunu bilmekle içinizde oluşan ferahlığı düşünün. Gözlerinin içinin güldüğünü düşünün mesela sevdiğinizin. Sonra dönün kendinize, o ayakları yerden kesilmiş mutluluk halinize bir bakın.

Mutlu edebilmek başlıbaşına bir mutluluktur. Çevrenizdeki mutlu insanları düşünün, yüzünüze yayılan gülümsemeye bakın sonra. Özgül ağırlığınızın sıfıra yaklaştığını, neredeyse uçmak üzere olduğunuzu fark edeceksiniz mutlaka.

Bir çift göz düşünün ardından. Sıcacık sevgi dolu bakışlarla bir çift göz hayal edin. Güneş mi sizi ısıtan yoksa bu gözler mi, ayırt edemediğinizi fark edeceksiniz. Bir yandan simidin son parçasını ağzınıza götürürken kollarınızın arasında sarmak istediğinizin olduğunu düşünün. O sarmak istemenin sarmaktan da başka bir şey olduğunu, sardıkça, bastıkça bağrınıza, daha fazla bastırmak isteyeceğinizi unutmayın. Alıp götürür bu hayal, bir bakarsınız ki kollarınızla boşluğu sarmaktasınız.

Öylece kalırsınız orta yerde, aman dikkat!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.