YAĞMUR

YAĞMUR

Bir sokak lambası, üzerinde yuvarlak emaye siperliği. Yağmurlu bir akşam… Damlalar ıslak kaldırımlara düşüyor. Her biri lambanın önünden geçiyor ışıldayarak. Lambanın altında ben. Bakıyorum yukarıya, sadece aydınlık bir dünya… Her bir damla sen. Damla damla mutluluk sen… Islanıyorum yağmurunda mutlulukla.

En kutuları bile ıslanıyor ruhumun bu yağmurla. Yağmur, bereket. Yağmur, rahmet. Yağmur, mutluluk…

Şehri yarıp gelen tren yolu da ıslanmış yağmurla. Rayların üzeri ışıldıyor, bir keskin bıçağın ucu gibi gecenin böğrüne batıyor sanki. Raylar, çoğu pencerelerinde ışıkların söndüğü, uykunun ağırlaştırdığı evlerin arasından kıvrılarak uzuyor. Gecenin sessizliğine inat, onu yırtarcasına bir tren geliyor hışımla. Tüm uyuyanlara garezi var gibi çığlık çığlığa geliyor.

Yağmur treni de ıslatıyor. Önünde, tepesinde iki güçlü ışıkla damlaları kovalıyor gibi. Yakalayabildiği damlalarla ıslanıyor. Şehri de geceyi yırttığı gibi bir çarşaf gibi yırtarak ilerliyor.

Yağmur trenden habersiz gibi. Mütemadiyen yağıyor. Şehir de unutuyor treni gürültüsü dinince. Derin bir uykuya dalıyor ardından.

Yağmur devam ediyor ama. Yuvarlak emaye siperliğin altındaki lambanın oluşturduğu ışık huzmesinde damlalar dans ediyor hala. Işığının huzmesindeki halim gibi.

Yağmur, bereket… Yağmur, rahmet… Yağmur, mutluluk…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.